PAPA İZNİK’E NEDEN GELİYOR?

PAPA İZNİK’E NEDEN GELİYOR?

Hristiyanlığın tarihsel gelişimi açısından kilometre taşı niteliğinde olan İznik (Nikaia), 2025 yılında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis, Birinci İznik Konsili’nin (MS 325) 1700. yılı vesilesiyle Türkiye’yi ziyaret edeceğini duyurmuştu. Ortodoks dünyasının ruhani lideri Patrik Bartholomeos da bu yıldönümünü birlikte kutlayacaklarını ifade etti. Ziyaret öncesi Vatikan’dan gelen 2 kardinal ve 102 papazın kente varması, etkinlik hazırlıklarının ciddiyetini gözler önüne seriyor. Öte yandan, bu ziyarete dair birçok soru ve iddia da gündemde: Aziz Malaki’nin “son papa” kehanetinden, Bolu’da keşfedildiği öne sürülen bir mağaraya ve “gerçek İncil” iddialarına kadar uzanan geniş bir tartışma yelpazesi söz konusu.

 

1. İznik Konsili’nin Tarihsel Arka Planı ve Hristiyan Dünyası İçin Önemi

 

Birinci İznik Konsili, Roma İmparatoru I. Konstantin tarafından MS 325 yılında toplandı. Hristiyanlığın henüz imparatorluk nezdinde şekillenmeye ve resmî olarak kabul görmeye başladığı dönemde gerçekleşen bu toplantı, pek çok teolojik tartışmaya nokta koymayı amaçlıyordu. Konsilin ana gündemi, Hz. İsa’nın ilahi niteliği üzerinde yoğunlaştı.

 

Arius’un Görüşü: İskenderiye Kilisesi’nden Arius, İsa’nın Baba Tanrı tarafından yaratıldığı ve ezelde birlikte var olmadığı fikrini savunuyordu.

 

Athanasius’un Görüşü: Arius’un karşısında konumlanan bir diğer din adamı Athanasius ise İsa’nın yaratılmamış bir varlık olduğunu, “Baba Tanrı” ile aynı öze sahip olduğunu, dolayısıyla tam anlamıyla Tanrı olduğunu ileri sürüyordu.

 

Konsil sonunda, İsa’nın gerçek Tanrı olduğu kabul edildi ve bu görüş Hristiyan öğretisinin temeli haline geldi. Aynı zamanda, farklı coğrafyalarda yazılmış çok sayıda (1200 olduğu iddia edilen) İncil metninden sadece dördünün (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) resmî olarak kabul edilmesi, Hristiyanlığın kutsal metinler bütününü belirleyen önemli bir karar oldu.

 

İznik, Hristiyanlık tarihinde “dogmatik” sınırların çizildiği ve teolojik yapı taşlarının oluştuğu yer. Farklı mezheplerin üzerinde hemfikir olduğu temel inanç ilkelerinin şekillendiği bir kent.

 

2. “Aziz Malaki Kehaneti” ve “Son Papa” İddiaları

 

Aziz Malaki (Malachy) tarafından öne sürülen kehanet, Papaların bir sıralamayla ve belirli unvanlarla tanımlandığını; son sıradaki Papalık döneminde ise büyük bir çöküşün olacağını iddia eder. Papa Francis’in bu “kehanet dizisi”nde son Papa olduğu şeklinde yorumlanan görüşler, her ne kadar resmî Katolik literatüründe kabul görmese de Hristiyan dünyası içinde ve ezoterik çevrelerde ilgi çekmeye devam ediyor.

 

Yedi Tepeli Şehir ve İstanbul: Malaki’nin kehanetinde, “yedi tepeli şehrin yok edileceği” gibi bir ifade olması nedeniyle, bazı yorumcular bunu İstanbul (tarihî olarak yedi tepe üzerine kurulu) ya da Roma ile ilişkilendiriyor. Dolayısıyla Papa’nın Türkiye’ye gelişi, kehanet bağlamında “İstanbul hedef mi?” sorusunu bazı spekülasyonlara yol açarak alevlendirmiş durumda.

 

3. Papa Francis “Gerçek İncil”i Aramak İçin mi Geliyor?

 

Türkiye’de özellikle son dönemde basında ve bazı dinî/ezoterik çevrelerde, Papa’nın asıl amacının Hz. İsa’nın havarilerine yazdırıldığı iddia edilen “gerçek İncil”i bulmak olduğu söylentileri dolaşıyor. Bu söylentiler:

 

Bolu’da Yeni Keşfedildiği İddia Edilen Mağara: Hristiyanlığın ilk dönemlerinden kalma olduğu öne sürülen ve gizemli bir el yazmasının barındığı iddialarıyla gündeme gelen bir mağara, bu spekülasyonların merkezinde yer alıyor. Mağarada bulunduğu iddia edilen belge ya da yazıtların, İznik’te kabul edilen dört kanonik İncil’in dışında kalan ve “yasaklı” kabul edilen metinlere ışık tutabileceği düşünülüyor.

 

Gerçekliği Tartışmalı İddialar: Resmî makamlar, Bolu’daki mağara hakkındaki buluntuların henüz kapsamlı bir akademik araştırmadan geçmediğini belirtirken, Vatikan veya Papa Francis cephesinden de bu konuyla ilgili bir doğrulama gelmiş değil.

 

4. İznik Ziyaretinin Asıl Sebebi: Hristiyanlıkta Birlik ve Misyonerlik Mi?

 

Papa Francis’in İznik’e gelişi, sadece tarihî bir yıldönümü kutlaması olarak mı görülmeli, yoksa Hristiyan alemini yeniden birleştirme ve tekleştirme hamlesinin bir parçası mı? Siyasi ve dini gözlemcilerin görüşleri iki başlıkta toplanıyor:

 

Ekümenik Diyalog ve Mezhepsel Yakınlaşma: Vatikan uzun süredir Ortodoks Kilisesi ile aradaki tarihsel ayrılıkları azaltmaya yönelik adımlar atıyor. Papa Francis ve Patrik Bartholomeos, önceki yıllarda Kudüs ve Roma’da bir araya gelerek “birlik” mesajları vermişti. İznik, bu birliğin sembolü haline gelebilecek önemli bir mekân: Hristiyanlığın en temel dogmalarının belirlendiği yer.

 

Asya’yı Hristiyanlaştırma Hedefi: Papa II. Jean Paul’ün 24 Aralık 1999’daki ünlü yılbaşı mesajında, “Birinci bin yılda Avrupa, ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hristiyanlaştırıldı, üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hristiyanlaştıracağız” ifadeleri, Vatikan’ın Asya’ya yönelik misyonerlik planlarının olduğuna dair ipuçları veriyor. Türkiye, tarihî ve coğrafi konumu nedeniyle Asya’nın kapısı olarak görülüyor. Bu bağlamda, İznik ziyareti, sembolik bir başlangıç noktası olarak algılanabilir.

 

Misyonerlik ve Türk Dünyası:

 

3. bin yılda Asya’nın Hristiyanlaştırılması hedefine dair iddialar, özellikle Türk Dünyası ve Uzakdoğu dinleri üzerinde yoğunlaşan misyonerlik faaliyetlerini gündeme getiriyor. Nitekim Türkiye’de farklı misyoner faaliyetleri dönem dönem gündemde yer buluyor; Vatikan da resmî düzeyde “inanç özgürlüğü ve diyalog” kavramlarını öne çıkararak, kültürel ve dinî etkileşimleri teşvik ediyor.

 

5. Hristiyanlar İçin Türkiye’deki Dört Önemli Merkez: İznik, Trabzon, Selçuk, Demre

 

Türkiye, Hristiyanlığın erken dönem tarihinde çok sayıda önemli merkez barındırıyor. Ancak öne çıkan üç merkez, sırasıyla İznik (Nikaia), Trabzon (Trebizond) ve Selçuk (Efes).

 

İznik: Yukarıda da vurgulandığı gibi, Hristiyan teolojisinin temel taşlarının yerli yerine oturduğu konsilin merkezi. Öte yandan İznik Selçuklu'nun başkentliğini yapmış bir şehir. Ve Haçlı seferlerinin ilk durağı. Selçuklu, tarihi Roma asimilasyonuna ilk set oluşun simgesi.

 

Trabzon: Eski Pontus Rum Devleti’nin de başkenti olarak, özellikle Ortodoks dünyası için önemli manastır ve kiliselere ev sahipliği yapıyor. Sümela Manastırı Hristiyan din adamlarının yetiştirildiği tarihi bir okul.

 

Selçuk (Efes): Erken Hristiyanlık döneminde önemli kilise ve konsil mekanlarından biri. Yuhanna İncili’nin ve Meryem Ana’nın son yıllarını burada geçirdiğine dair rivayetler mevcut. Efes, aynı zamanda Kitabı Mukaddes’teki “Vahiy” bölümünde bahsi geçen yedi kiliseden birinin bulunduğu şehir. Dolayısıyla Hristiyanların hacı olduğu yer.

 

Demre (Antalya): Noel Baba olarak da adlandırılan Myra Piskoposu Aziz Nikolas’ın yaşadığı ve görev yaptığı Nikolas ya da Myra Kilisesinin bulunduğu hac Merkezi.

 

Bu dört merkez, Hristiyan âleminin farklı mezhep ve cemaatlerince sıklıkla ziyaret ediliyor. Papa Francis’in de Türkiye ziyareti kapsamında bu bölgelerle ilgili başka durakları programa dahil edebileceği, dinler arası diyalog sürecin tekrar gündeme getirilmesi amacı taşıyabileceği de konuşulanlar arasında. Ayasofya, Sultanahmet, Selçuk ziyaretleri de programa alınmış gibi.

 

6. İznik’ten Çin’e Uzanan Hedef: “Asya’yı Hristiyanlaştırma” İddiaları

 

Papa II. Jean Paul’ün açıklamalarıyla su yüzüne çıkan “3. bin yılda Asya’yı Hristiyanlaştırma” stratejisinin, bu ziyaretle sembolik bir ivme kazanacağı öne sürülüyor. Bazı senaryolar:

 

Türkiye Üzerinden Orta Asya ve Uzakdoğu’ya Açılma: Tarih boyunca İpek Yolu güzergâhı, kültürel ve dinî akışın ana damarlarından biri oldu. Hristiyanlık da ilk yüzyıllarda Doğu’ya misyonerlik faaliyetlerini bu coğrafyadan yaymaya çalışmıştı.

 

Ekonomik ve Siyasi İşbirlikleri: Günümüzde Vatikan’ın devlet başkanı statüsünde olan Papa’nın, bölgesel yönetimlerle diplomatik ilişkileri güçlendirerek misyonerlik faaliyetlerine zemin hazırlayabileceği iddiası ortaya atılıyor.

 

7. Sonuç: Ziyaretin Ardındaki Çok Katmanlı Gündem

 

Papa Francis’in 2025’teki İznik ziyareti, basit bir “yıldönümü töreni” gibi görünmekten öte, tarihsel ve güncel pek çok dinamikle iç içe geçmiş durumda. Ana başlıkları özetlersek:

 

Tarihî Boyut: Birinci İznik Konsili’nin 1700. yılı, Hristiyan teolojisinin mihenk taşı olan kararların kutlandığı bir ritüel olarak oldukça önemli.

 

Diyalog ve Birlik Arayışı: Katolik-Ortodoks yakınlaşması ile Hristiyan dünyasının farklı mezheplerini bir araya getirme çabası.

 

Kehanetler ve Ezoterik İddialar: Aziz Malaki’nin “son papa” kehaneti, İstanbul’un “yedi tepeli şehir” olarak çöküş senaryolarındaki rolü gibi, resmî makamlarca doğrulanmasa da gündemi meşgul eden söylentiler.

 

“Gerçek İncil” ve Bolu Mağarası: Arkeolojik veya tarihi değeri olup olmadığı henüz netlik kazanmamış bir mağara ile ilgili spekülasyonlar, Papa’nın ziyaret sebebinin farklı olduğuna dair kuşkuları besliyor.

 

Misyonerlik Stratejileri: Papa II. Jean Paul’ün “3. bin yılda Asya’yı Hristiyanlaştırma” vizyonu ve bunun Türkiye üzerinden hayata geçirilme olasılığına dair yorumlar.

 

Bütün bu çok katmanlı okumalara rağmen, Vatikan’ın resmî açıklamaları, ziyareti “kardeşlik ve barış içinde anma töreni” olarak nitelendiriyor. Ne var ki, tarihe baktığımızda, dinî törenlerin siyasal, kültürel ve misyoner boyutlarının iç içe geçtiğini yadsımak mümkün değil. İznik, bu tarihi ve sembolik derinliğiyle, Papa Francis’in ajandasındaki önemli duraklardan biri olmayı sürdürecek gibi görünüyor.

 

Türkiye kamuoyu ve uluslararası gözlemciler, Papa Francis’in gerçek niyetini, yapılacak resmî temasları, Bolu’daki mağara iddialarını ve kehanet söylemlerini merakla takip ediyor. İznik’teki bu büyük buluşma, Hristiyanlık tarihi açısından olduğu kadar, bölgesel dinamikler ve geleceğe dönük stratejiler açısından da yakından izlenmeye devam edilecek gibi.

 

Biz özellikle Türk Dünyasını misyonerlik faaliyetleri konusunda uyanık olmaya, kültürüne ve inancına sadık olmaya çağırmakla sonlandıralım konuyu.

Toplam Okunma Sayısı : 1794