
TORYUM BİZİ UÇURUR MU?
Toryum Bizi Uçurur mu?
Baştan söyleyeyim uçurmaz. Ancak ülkemizde müthiş bir Toryum efsanesi vardır. Bu efsanenin oluşması ve Toryum yalanının gelişimini ele alıp, gerçekleri araştıralım.
Toryum efsanesinin oluşumuna, medyada çalışmalarına dikkat çekmek isteyen bir bilim kadınının (rahmetli Prof. Dr. Engin Arık) ortaya attığı ülkemizde bulunan toryum kaynaklarının çok fazla olduğu ve bu toryumu kullanarak Türkiye’nin yüzlerce yıllık enerjisinin bedavaya getirileceği iddiası neden olmuştur. Bu iddiasının hemen sonrasında Isparta’ya inmek üzere olan uçağın düşmesi sonucunda ölünce iş çığırından çıkmıştır. Profesör ve yanındaki 5 kişilik ekibin Isparta’da Toryumun kullanılacağı bir tesis yapacağı, bunun yöntemini geliştirdikleri, hain dış ve iç mihrakların bunu önlemek için koca uçağı dahi düşürmekten çekinmedikleri iddiaları ortalığı kaplamıştır. Bu efsane gittikçe büyümüş ve Toryumun şimdiki Uranyumdan daha temiz bir nükleer yakıt olduğu, çevreci olduğu, değerinin 150 trilyon dolar olduğu gibi muhteşem tezler ile zenginleşmiştir.
Sırayla açıklamaya başlayalım. Saf toryumun piyasa değeri kilosu 7000 dolar civarındadır, ancak üretimi ve saflaştırması çok zor olduğundan nadir bulunur. Bugün için kullanım alanı da az olduğu için çok az üretilmektedir. Daha çok bulunun Toryum oksittir ve kilosu 35-75 dolar civarındadır. Magnezyumun direncini ve ısıl değerini yükseltmek için kullanıldığı için, kullanım alanları sınırlı olarak bulunmaktadır. Toryumum saflaştırılması Uranyumdan daha pahalıya mal olmaktadır. Bu yüzden ticari değildir. İlerde kullanım alanlarının artması ile üretimi artarsa saf toryumun değeri çok daha az fiyatlara düşecektir.
Gelelim ülkemizdeki Toryum miktarına. Ülkemizde keşfedilen Toryum cevheri miktarı 380 bin ton kadardır. Muhtemel olan 500 yüz bin ton cevheri de göz önüne alırsak 800 yüz bin ton Toryum cevherimiz bulunmaktadır. Kilosu 7000 bin dolardan 5,6 trilyon dolar. ‘Offf paraya bak’. Ancak kazın ayağı öyle değil. Keşfedilen 380 bin ton toryum cevheri içindeki saf Toryum miktarı binde 18 kadardır. Tüh işte bu olmadı. Üstelik bu cevherin çok güçlü santrifüjler ile arıtılması sürecinin maliyeti göz önüne alındığında saf toryum üretmek astarını azcık kurtaran bir yüze sahip olacaktır. Hadi diyelim buna enerji güvenliğimiz için katlandık.
Burada Toryumun enerji üretmek için gerekli tesis sorunu ortaya çıkmaktadır. Toryum saf halde gayet kararlı bir elementtir ve yarılanma ömrü 14 milyar yıldır. Bu yüzden çok düşük radyoaktif bir değeri vardır. Bu sebeple saklanması ve depolanması Uranyum ve Plütonyuma göre daha kolaydır. Çok yüksek olan yanma değeri ile (1700 küsur derece) yangınlara karşı daha güvenlidir. Ancak Toryumdan enerji ürütmek için bilinen tek yöntem Uranyum ile karıştırıp tepkimeye sokmaktır ve bu durumda ortaya çıkan E-232 izotopu, Uranyum ve Plütonyumdan ortaya çıkan E-233 izotopuna göre çok daha tehlikeli bir maddedir ve çok çok fazla gama ışıması yaptığı için saklanması çok güçtür, üstelik çok fazla tehlikelidir. Bu yüzden atom bombası yapımı ve nükleer santral çalışmalarının yapıldığı 1950-1970 yılları arasında Toryum ile yapılan denemelerden sonra bu elementin kullanımı terkedilmiştir.
Peki Toryum tek başına kullanılarak enerji üretilemez mi? Bu deney uluslararası Hadron Çarpıştırıcısı Cern’de yapılmış ve başarılmıştır. Ama bu yöntemin ticari olanı şimdiye kadar kimse tarafından geliştirilememiştir.
Peki Toryum kullanmak için çalışmalar yapılmamakta mıdır? Tabi ki yapılmaktadır, yapanlar elinde hem Fizyon teknolojisi hem de bizden daha fazla miktarda ve değerli Toryum kaynağı bulunan Çin ve Hindistan tarafından çok büyük kaynak ve ekip ayrılarak yapılmaktadır. Hindistan ve Çin 1990 yılından sonra başlattığı ve 100 milyar dolar ayırdığı proje ile Toryum santrali yapmaya çalışmaktadır ve bu güne kadar her iki ülke de bu teknolojiyi hala geliştirememiştir, 30-40 yıl içinde ticari Toryum santrali teknolojisinin geliştirileceği umulmaktadır. Toryum da uranyum gibi fizyon (parçalanma) reaktörlerinde kullanılarak enerjiye dönüştürülebilir. Bu teknoloji ülkemizde yoktur. Rusya ile yapılan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali bittiğinde bu teknolojiyi ülkemize getirmiş olacağız. Bu santralde Uranyum kullanılacaktır. Fizyon santrali kurmak kolay bir teknoloji değildir ve küçük bir bilim insanı grubunun elinde sihirli değnek ile üniversite ortamında hemen yapabileceği bir şey de değildir.
Toplam Okunma Sayısı : 1678